Yapay Zekâ Çağında Kurumlar Özgün Seslerini Nasıl Koruyabilir?

Günümüzde neredeyse her kurum, geçmişe kıyasla muazzam ölçekte içerik üretiyor. Web sitesi metinleri, sosyal medya paylaşımları, basın bültenleri, iç iletişime yönelik materyaller gibi pek çok içerik, yapay zekâ araçları sayesinde dakikalar içinde üretilebiliyor. Fakat üretim hızlanırken gözden kaçabilen önemli bir mesele var: Üretilen bu içerikler, kurumun sesini gerçekten taşıyor mu yoksa farkında olmadan zayıflatıyor mu?
Uzun yıllar boyunca pek çok farklı sektöre ait hukuki, teknik, akademik metinler ve pazarlama metinlerinin editörlüğünü yapmış biri olarak bunun aslında yeni bir mesele olmadığını söylemem gerek. Dilin her zaman bir “bedeli” vardı; geçmişte daha çok çeviri alanında karşılaşılan bu bedel, artık kurumların günlük içerik “çıktılarında” da görünür olmaya başladı. Üretilen içerik hacmi arttıkça, tutarsızlık ve “tek tipleşme” sorunları, güven ve itibar kaybı gibi son derece önemli risklere yol açıyor.
Yapay zekâ araçlarının yerli yersiz uzun tire kullanımını, “bu sadece X değil, aynı zamanda Y” gibi kalıplarını tanımayı zaman içinde çoğumuz öğrendik. Ancak kanımca mesele bu kalıpların ötesine geçiyor: Kelimelerin ardında bir ses, bir “can” bulmak giderek zorlaşıyor. Yapay zekâ araçlarının sunduğu hız ve hacim vaadi, içerik üretimi amacıyla bu araçları kullananlarda belirli bir körlüğe dönüşebiliyor. Yukarıda bahsettiğim riskler de bu noktada başlıyor.
Bir kelimenin farklı belgelerde farklı şekillerde kullanılması ya da ilk bakışta “düzgün” göründüğü için düzenlenmeden paylaşılan bir yapay zekâ çıktısı, önemsiz bir mesele gibi görünebilir. Kurumlar, “önemli olan yapılan işin kalitesi” diye düşünebilirler; bir noktaya kadar doğrudur. Ancak paylaşılan tüm içeriklerin kurumun sesi olduğunu ve bir kurumun ancak hedef kitlesine doğru şekilde seslenerek ayakta kalabileceğini unutmamakta fayda var. Özenle seçilip dikkatle kurulmuş tek bir cümle, bir kurumu veya markayı rakiplerinin pekâlâ önüne geçirebilir. Elbette bunun tersi de mümkün.
Bu noktalar göz önüne alındığında, yapay zekâ çağında “özgünlüğün” bireysel yaratıcı faaliyetlerde olduğu kadar kurumların iç ve dış iletişim faaliyetlerinde de giderek önem kazanacağını düşünüyorum. İçerik stratejisi ve mimarisi, kurumsal üslup ve terminolojinin belirlenmesi, editoryal denetim ve onayın yanı sıra yapay zekâ içeriklerinin denetimi gibi farklı yönleri olan bu zeminin oluşturulması ise pazarlama ekipleriyle iş birliği içinde çalışan, profesyonel ve yeterli mesafeden bakan bir gözle mümkün.
Draft C&L olarak bu hassasiyet ve vizyonla hareket ediyor; yapay zekânın içerik üretimini hızlandırırken tek tipleştirdiği ve kurumların özgün sesini zayıflattığı bir dönemde, stratejik içerik yönetimi ve kurumsal editörlük alanındaki tecrübemizi yerel ve global firmaların hizmetine sunuyoruz. Bu alanda kurumunuza sağlayabileceğimiz katkıları görüşmek için iletişime geçebilirsiniz.
Yorumlar